English
 
   
Önyazı: Türkiye’de Sahte/Yağmacı Yayıncılık ve Bilim

Emre BORA
2021 32(3): A5-A6
DOI: 10.5080/u26855
[Geri]    [PDF]    [Summary]    [Yazara Mail]
ÖZET

Sağlıklı bir hakem sürecinden geçen bilimsel yayınlar bi- limsel gelişmede önemli bir rol oynamıştır. Sağlıklı bir hakem süreci araştırmada yapılan sahtecilikler, yanlış metot seçimi ve elde edilen verinin yanlış analizine ve yoru- muna dayalı yanıltıcı sonuçların akademik dünyayı yanlış yönlendirmesine karşı bir emniyet supabı görevi de görmektedir.

Bilimsel ürünlerin hakemli dergilerde yayınlanması ve davetli kongre sunumları akademik yükselmede önemli bir rol oynamaktadır. Ayrıca bilimsel ürünlere farklı ülkelerde deği- şen miktarlarda maddi destek de verilmektedir. Bilimsel ya- yınların akademik yükselme ve maddi teşvik gibi sonuçlarla ilişkili olması bazı akademisyenlerde sistemi kötüye kullan- ma arayışına yol açmaktadır. Son yıllarda tüm dünyada ve ülkemizde bilimsel yayıncılıkta sahteciliğin önemli bir sorun olduğu göze çarpmaktadır. Bu durum özellikle Türkiye gibi akademik yükselme için gerekli yayın eşiği düşük olan ülkelerde önemli gözükmektedir. Akademik sistemi kötüye kul- lanma çabalarının en göze çarpan örnekleri arasında sahte/ yağmacı (predatory) dergiler ve sahte/yağmacı konferanslar vardır. Akademik sistemimizin bu tür yayınlara karşı caydı- rıcı önlemler alması önem taşımaktadır. Ayrıca, ülkemizde bilimsel yayınların etik dışı davranışlar nedeniyle retraksi- yonunun (geri çekilme) daha çok önemsenmesi gereklidir.

Sahte/yağmacı dergi sorunu açık erişim hareketinin olumsuz yansımalarından biri olarak tüm dünyada bilimsel yayınlar ve akademik sistemin güvenirliği için ciddi bir tehdit oluş- turmaya başlamıştır. Açık erişim modeli bilgiye bir ücret ödenmeden ulaşılabilmesini, bilimsel yayınların okuyucu- lara ücretsiz ulaştırılmasını savunur. Açık erişim modelinin yaygınlık kazanması sonucu sadece çevrimiçi yayınlanan çok sayıda dergi türemiştir. Bu dergilerin ekonomik modeli ço- ğunlukla yazardan ücret alınmasına dayanır. Bu dergilerin birçoğu iyi niyetli ve okuyucu odaklı girişimlerdir. Açık eri- şim modeline uygun çok sayıda nitelikli hakemli dergi bu- lunmaktadır. Ancak bu gelişme bilimsel bir kaygısı olmayan girişimcilere finansal kazanç için 2000’li yıllardan itibaren büyük bir fırsat getirmiştir. Bu tür sahte bilimsel dergilerde her yıl yüzbinlerce makale yayınlanmaktadır (Macháček ve Srholec 2021, Shen ve Björk 2015). Sahte/yağmacı dergi ve yayınevlerin özellikleri arasında bilim yerine öz çıkarlarını öncelemek, kendilerini yanlış veya yanıltıcı bilgilerle tanıt- mak ve iyi editöryal ve yayın uygulamalarından sapmak ve şeffaf olmamak vardır (Grudniewicz ve ark. 2019). Ayrıca bu dergiler sıklıkla olası yazarlara ısrarcı ve toplu davetler yollarlar (Grudniewicz ve ark. 2019). Bu dergilerin yanlış ve yanıltıcı bilgi verdiği konular etki faktörleri ve dahil oldu- ğu indeksler hakkında yalan söylemek, sahte indeks ve ku- ruluşlarla ilişkili olduğunu söylemek, yayın kurulu ile ilgili yanlış bilgi vermeyi içerir. Bu dergiler bazen bilinen dergile- re yanıltıcı bir şekilde benzer isim alırken bazen bilinen bir dergiyle aynı isme sahip olabilir. Sahte/yağmacı dergi terimi ilk olarak Jeffrey Beall tarafından önerilmiştir (Beall 2012). Araştırmacılara yardımcı olmak üzere Beall ve Cabells listesi gibi bu dergileri listeleyen girişimler olmuştur.

Sahte/yağmacı dergilerin hedef kitlesi tüm dünyadaki tecrü- besiz araştırmacılar ve kalite sorunu olan akademisyenlerden, gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerden çalışmalarını saygı- değer hakemli dergilerde yayınlatamayan akademisyenlerden oluşmaktadır. Sahte/yağmacı dergi sistemi çift taraflı çıkara dayanmaktadır. Bu süreçte yayınevi, kalitesine ve konusu açısından derginin temasıyla ilgisine bakmadan mümkün ol- duğu kadar çok makale yayınlayıp çıkar sağlamayı amaçlarken akademisyende yükseltme ölçütlerini bu yolla karşılamaya çalışmaktadır. Sahte/yağmacı dergilerin yarısından çoğunun kaynaklandığı ülke Hindistan’dır. Nijerya, Mısır gibi ülke- lerin yanısıra yüzlerce sahte/yağmacı derginin yayınlandığı Türkiye’de bu konuda ön sıralardadır. Yağmacı dergilerde yayınlarda ismi olan araştırmacılara ve bu dergilerin editör- lerine bakıldığında Türkiye kökenli akademisyenler her iki kategoride de ilk 5 sıradadır (Demir 2018, Xia ve ark. 2015). Bu dergilerde ciddi hakem sürecinin olmaması kötü kaliteli ve yanıltıcı araştırmaların, sahte bilim ve bilimsel sahteciliğin önünü açmaktadır.

Son yıllarda sahte/yağmacı dergilerdeki yayınlarla ilgili ön- lemler alınmaya başlanmıştır. Amerika Birleşik Devletleri mahkemelerinde en çok öne çıkan sahte/yağmacı yayıncılar- dan OMICS’e 50 milyon dolar tutarında para cezası veril- miştir. Ancak, çok hızlı çoğalan sahte/yağmacı dergilerle ku- rumlara yönelik mücadele güçtür. Örneğin, OMICS, yaşadığı yasal sorunlar ve itibar kaybı sonrası dergilerini Hilaris, imed- pub, SciTechnol ve Longdom gibi alt markalar altında göster- meye başlamıştır. Bir başka yaklaşım araştırmacılara yönelik önlemler almaktır. Örneğin, Çin’de üniversiteler, üniversite çalışanlarının sahte/yağmacı dergilerde makale yayımlanma- sını önlemek için dergi kara listesi yayınlamıştır.

Akademik dünyayı hedef alan başka bir girişim de sahte/yağ- macı kongrelerdir. Sahte/yağmacı konferans organizasyonla- rına OMICS bağlantılı ConferenceSeries iyi bilinen bir ör- nektir. Türkiye kökenli organizasyonlar da uluslararası sahte/ yağmacı kongre pastasında önemli bir paya sahiptir. Bir kong- renin sahte/yağmacı olduğunu gösteren işaretler arasında fazla geniş kapsamlı gözükmesi, aynı anda birden çok kongrenin aynı yerde yapılıyor olması, gerçekçi olmayan bilgiler (örne- ğin duymadığınız bir kongreye büyük isimlerin, kurumların destek olması) vermesi, çok sık düzenlenmesi, organizatörler ve düzenleme komitesiyle ilgili doğru düzgün bilgi olmaması vardır. Ayrıca bu kongreler sıklıkla sahte/yağmacı dergilerinin sahibi yayınevleriyle ilişkili gözükür; akademisyenleri hedef alan ısrarcı ve övgü içeren davet mektupları yollar ve amatör ve kötü İngilizcesi göze çarpan web siteleri vardır. Bazı yerel kongreler de, kendilerini “uluslararası” gibi göstererek sistemi kötüye kullanmaktadır.

Her ne kadar sahte/yağmacı dergilerin akademik dünyada cid- di bir sorun olması görece yeni bir gelişmeyse de gelişmekte olan birçok ülkedeki ve ülkemizdeki akademisyenlere yabancı ve yeni bir kavram olarak gelmemiştir. Bunun nedeni bu ülke- lerde yerel dergi geleneğinin, iyi örneklerinin yanında, ulusla- rarası ve nitelikli hakemlik hizmeti verilen ulusal dergilerde ya- yın yapamayan kendi çalışanlarının ve diğer akademisyenlerin yayın yapmasını hedefleyen düşük kaliteli dergilerini de içer- mesidir. Türkiye’de bu kapsamda çok sayıda fakülte ve kurum dergisi yayımlanmıştır. Bu dergilerin motivasyonu kazanç elde etmek değil akademik yükseltme konusunda ilişkili olduğu akademisyenlerin kolay yönden yükselmesini desteklemektir. Son yıllarda akademik yükselme için gelişmiş ülkelere göre az sayıda da olsa ülkemizde de SCI kapsamında yayınlar gerekli hale gelmiştir. Bu gelişme bu tür dergilerdeki yayınların işle- vini zayıflatmıştır ve bu tür dergilerin önemi bir ölçüde azal- mıştır. Ancak akademik teşvik, kurum içi yükseltmelerde puan sistemi, “uluslararası” yayın ihtiyacı ve öğrencilerin Orpheus ölçütlerini karşılayabilmesi gibi nedenlerle bu tür dergi ve kongreler halen bir sorun olmayı sürdürmektedir. Dergipark’a kayıtlı 2030 dergi (30.08.2021) incelendiğinde uluslararası ol- madığı halde kendini uluslararası gösteren, hakem ve editörlük süzgeci çok zayıf olan, makale başına ortanca atıf sayısı sıfır olan çok sayıda dergi varlığını sürdürmektedir.

 

Dünyada ve Türkiye’de bilimin gelişmesi ve etik dışı uygulama- ların önlenmesi için yükseltmelerde bilimsel ürünlerin niceli- ğinden çok niteliğinin önemsenmesi önemlidir. Ayrıca, yoğun olarak sahte/yağmacı ve gri alandaki dergi ve kongrelerde yayın yapan akademisyenlerin yükseltilmemesi, akademik işlere uy- gun bulunmaması ve saygınlık kaybı gibi sonuçlarla karşılaşma- sı gerekir. Türkiye’de YÖK’ün doçentlik sınavında jüri görevi yapan öğretim üyelerini değerlendirmelerinde sahte/yağmacı dergi/kongre ve etik dışı uygulamaları göz önüne alma konu- sunda eğitmeleri önemlidir. Akademik dünyamızda Retraction Watch gibi girişimlerin takip edilmesi ve yerel benzerlerinin desteklenmesi bilimsel kalitenin artırılmasına hizmet edecektir.

Yükseköğretim Kurulu 2019 yılında yağmacı dergilerin aka- demik yükseltmelerde kullanılmamasını kararlaştırmıştır. Aynı süreçte yağmacı kongrelerin de mercek altına alınacağı söylen- miştir ancak henüz bu konuda bir düzenleme yapılmamıştır. Bu düzenleme olumludur ancak bazı eksikleri vardır. Var olan düzenleme de açık erişim ve sahte/yağmacı dergi ayrımı iyi yapılmamıştır. Ayrıca, yayınları yoğun olarak sahte/yağmacı dergilerde yayınları olan akademisyenler yükseltilmeye devam edilmektedir. Etik dışı nedenlerle (örneğin yağmacılık ya da fabrikasyon) retraksiyon ve yoğun olarak sahte/yağmacı dergi- lerdeki yayınlar YÖK ve mesleki örgütlerin etik ilkeleri arasında yer almalı ve bu konular etik/onur kurullarında ele alınmalıdır.

Sahte/yağmacı dergiler, yayınevleri, kongreler sorunu ve etik ihlal nedenli retraksiyonlar, Türkiye Psikiyatri Derneği’nin de daha çok gündemine gelmekte olan konulardır. Genç psi- kiyatrist ve bilim insanlarına önerilerimiz: bilimsel makale yayınlama sürecinde, e-posta yoluyla ulaşarak tanıtım yapan ve yayın isteyen dergilere temkinli ve sorgulayıcı yaklaşmala- rı, thinkchecksubmit gibi web sitelerinden ve sahte/yağmacı dergi listelerinden yararlanmaları, dergilerin web sitelerini in- celeyerek sahte/yağmacı dergileri ayırt etmeyi öğrenmeleri ve gerektiğinde bu konularda tecrübeli öğretim üyelerine danış- malarıdır. Türkiye Psikiyatri Derneği’de genç ruh sağlığı çalı- şanlarını ve bilim insanlarını bu konularda bilinçlendirmek- te üstüne düşeni yapmalıdır. Türkiye’de psikiyatri ve genel olarak akademik dünyamızda bilimsel yayıncılık konusunda karşılaştığımız etik sorunların evrensel değerleri benimseyen genç meslektaşlarımızın katkılarıyla önümüzdeki yıllarda aşılacağını umuyoruz.

KAYNAKLAR

Beall J (2012) Predatory publishers are corrupting open access. Nature. 489:179.

Demir SB (2018) Predatory journals: Who publishes in them and why? Journal of Informetrics 12:1296–311

Grudniewicz A, Moher D, Cobey KD ve ark. (2019) Predatory journals: no definition, no defence. Nature 576:210-2.

Macháček V, Srholec M (2021) Predatory publishing in Scopus: evidence on cross-country differences. Scientometrics, 126:1897-1921. 2021 Feb 7:1-

  1. doi: 10.1007/s11192-020-03852-4.

Shen C, Björk BC (2015) ‘Predatory’ open access: a longitudinal study of article volumes and market characteristics. BMC Med 13:230.

Xia J, Harmon JL, Connolly KG, ve ark. (2015) Who publishes in ‘predatory’ journals? J Assoc Inf Sci Technol. 66:1406–17.

Seres Yazılım