English
 
   
Editöre Mektup: Frontal Lob Yerleşimli Derece 2 Malign Glioma Olgusunda İlk İşaret Olarak Depresyon

Şerif Bora Nazlı, Muhammet Sevindik
2022 33(2): 143-145
DOI: 10.5080/u25957
[Geri]    [PDF]    [Summary]    [Yazara Mail]
ÖZET

Sayın Editör,
Beyin tümörleri; epileptik nöbet, baş ağrısı ve fokal nörolojik
semptomların yanı sıra; daha az sıklıkta da bilişsel değişiklikler,
konuşmada yavaşlama, zihin işlevlerinin sürdürülmesinde
güçlük, günlük aktivitelere olan ilgi kaybı, kişilik
değişiklikleri gibi psikiyatrik belirtilere yol açabilirler. Bu belirtiler
de anksiyete ya da depresyon olarak değerlendirilebilir.
Depresyonun beyin tümörlerinin bir komplikasyonu olduğu
bilinmektedir. Depresyon bazen beyin tümörüne bağlı nörolojik
semptomlardan sonra bazen ise tümor tedavisi sonrasında
görülebilir (Oğuz ve ark. 2005, Litofsky ve ark. 2004,
Moise ve Madhusoodanan 2006, Oreskovic M ve ark. 2007,
Rooney ve ark. 2010).
Frontal korteksin, dorsolateral prefrontal, orbitofrontal ve
medial frontal şeklinde adlandırılan üç subkortikal nöronal
devresi vardır. Dorsolateral prefrontal devre planlama ve
yürütücü işlevlerle ilişkilidir ve lezyonlarında apati, abuli,
perseverasyon, kişilik değişiklikleri ve planlamada bozukluk
gözlenir. Orbitofrontal devre, yanıt baskılanmasıyla ilgilidir
ve lezyonlarında; disinhibisyon, emosyonel labilite ve hafıza
problemleri görülür. Ayrıca sağ orbitofrontal devre lezyonları
yükselmiş, sol orbitofrontal devre lezyonları ise çökkün
duygudurumla ilişkilidir. Medial frontal devrede ise süperior
medial bölge lezyonlarında akinetik mutizm, inferior medial
bölge lezyonunda ise anteroretrograd amnezi ve konfobulasyon
görülür (Tosun ve ark. 2016, Chirchiglia 2018). Primer
beyin tümörleri özellikle de frontal lobda yerleşmişse olgular
FRONTAL LOB YERLEŞİMLİ DERECE 2
MALİGN GLİOMA OLGUSUNDA İLK İŞARET
OLARAK DEPRESYON
ilk muayene esnasında psikiyatrik bir bozukluk tanısı alabilir.
Erken tanı için her zaman iyi bir öykü ve fizik muayene
gerekmektedir.
29 yaşında, üniversite mezunu, eşi ve çocukları ile birlikte
yaşayan kadın hasta; sık ağlamaklı olma, ilgi ve istek kaybı,
hayattan keyif alamama, akıcı konuşmada güçlük çekme,
unutkanlık ve dalgınlık yakınmaları ile polikliniğe başvurdu.
Hasta bu yakınmalarının özellikle son 2 aydır olduğunu ve
yakınmaların ani bir şekilde herhangi bir stresörle de ilişkili
olmadan başladığını ifade etti. Psikiyatrik muayenesinde;
kendine bakımı olağan, yaşında görünen, görüşmeye karşı
isteksiz, akıcı konuşmada güçlük çeken kadın hastanın bilinci
açık, yönelimi tamdı. Hastanın duygudurumu çökkündü.
İştahsızlık, yorgunluk ve enerji kaybı, uykuya meyil tarifliyordu.
Dikkatini toplamada zorlanma belirgindi. Geçmiş dönemde
psikotrop ilaç kullanımı yoktu. Ailesinde psikiyatrik
hastalık öyküsü bulunmamaktaydı. Sigara, alkol ve madde
kötüye kullanımı yoktu.
Yapılan klinik görüşme ve değerlendirme sonrası DSM-5’e
göre ön tanı olarak major depresif bozukluk tanısı düşünüldü
ve rutin kan tahlilleri istendi. Henüz birinci haftada yapılan
ilk takibinde, mevcut psikiyatrik muayenesindeki bulguların
devam etmesi yanı sıra akıcı konuşmasında güçlük çekmesi
ve uykuya meyilinin artması sebebi ile olguya kranial MRG
planlandı.
Yapılan MRG sonucuna gore; sağda frontal lobda prekallozal
uzanımı bulunan ve ayrıca korpus kallozum genu sağ laterali
ile arasındaki sınırları seçilemeyen multiloküle T2 serilerde
yer yer kistik-nekrotik alanlar içeren kitle olduğu, kitle boyutlarının
yaklaşık olarak 5x3 cm olarak ölçüldüğü raporlanmıştır.
Ayrıca orta hatta sağdan sola 1 cm şift mevcut olduğu da
raporlanmıştır (Şekil 1: Olgunun kranial MRG görüntüleri).
Bu MRG sonucu ile yüksek dereceli glial tümör ön tanısı ile
kişi cerrahiye yönlendirildi. Patoloji sonucunda derece 2 gliom
teşhis edildi. Ardından radyoterapi seanaslarına başlandığı
2 Türk Psikiyatri Dergisi 2
Turkish Journal of Psychiatry
Mektup/Letter
144
öğrenildi. Kişi ile ameliyat sonrası 2.ay itibari ile yapılan psikiyatrik
görüşmelerde psikopatoloji düşündürecek bir belirti
ya da bulgu saptanamadı.
Beyin tümörleri genellikle baş ağırısı, nöbet ve diğer nörolojik
belirtiler ile kendilerini belli ederler. Çok nadiren bizim
vakamızda olduğu gibi kendini depresyonla da belli edebilir.
Silik nörolojik belirtilerin detaylandırılması ve atipik psikiyatrik
belirtilerin altta yatabilecek organik bir lezyona bağlı
olabileceği akılda olmalıdır.
37 gözlemsel çalışmadan toplamda 4518 intrakranial tümörü
olan hasta ile yapılan Huang ve ark. 2017 metaanalizinde
depresyon prevalansı yüzde 21,7 olarak gösterilmiştir. Beyin
tümörüne depresyon eşlik etmesinin daha kötü yaşam kalitesine,
öz kıyım riskin yükselmesine, ve daha düşük yaşama
şansına sebep olduğu tespit edilmiştir (Huang ve ark. 2017).
Madhusoodanan ve arkadaşlarının hazırladığı 2015’te yayınlanan
bir derlemede psikiyatrik belirtilerin beyin kanserinde
klinik olarak tek başına bulgu verebilecekleri ihtimali vurgulanmıştır.
Bu sebeple; yeni başlayan psikozda ya da duygudurum
bozukluğu semptomu gösterenlerde, atipik kişilik
değişiklikleri olanlarda, beden dismorfik bozukluğu olmadan
anoreksisi olanlarda nörogörüntüleme tetkikleri istemi akılda
bulunmalıdır (Madhusoodanan ve ark. 2015). Bizim vakamızda
da henüz başka hiçbir yakınması yokken hastamız ilgi
kaybı, sıklıkla ağlamaklı olma, içe kapanma, hayattan keyif
alamama, yorgunluk gibi yakınmaları olduğunu ifade etmiştir.
Henüz 1. haftada yapılan kontrol muayenesinde psikomotor
retardasyonun artması ve hareketlerinin yavaşlaması
sebebi ile nörogörüntüleme önerilmiştir.
Literatürde sıklıkla sağ frontal hasarının ve lezyonlarının
engellenmeyen aşırı davranışlar, disinhibisyon, irritabiilite
ile ilişkili olduğu bilgisine ulaşılmakla birlikte (Okumuş ve
Hocaoğlu 2018); bizim vakamızda çökkünlük ön plandaydı.
Altta yatan bedensel hastalıklarda ortaya çıkan depresyonun
primer major depresyondan farklılıkları vardır. Bedensel hastalığı
olanlardaki depresyonun geç yaşta ortaya çıktığı genel
literatür bilgisidir (Rouchell ve ark. 2002). Oysa ki bizim
sunduğumuz hastanın yaşı 29 idi. Ayrıca bedensel hastalığı
olanlarda meydana gelen depresyonda mental durum muayenesinde
bilişsel semptomlar tabloya daha hakim olmakta,
ailede daha az depresyon öyküsü bulunmakta, öz kıyım düşünceleri
ve eylemi daha az gözlenmektedir (Sertöz ve Mete
2004, Rouchell ve ark. 2002). Bizim vakamızda da öz kıyım
düşüncesi, planı ya da eylem girişimi yoktu. Ayrıca ailede
depresyon öyküsü yoktu.
Duygusal küntleşme, kayıtsızlık veya dış dünyadan kopma
olarak açıklanabilecek apatide duygusal ifade eksikliğinin yanı
sıra hedefe yönelik davranışlar da azalmıştır. Bizim vakamızda
da kişi kendisine hatırlatılmadan yemek yemek için sofraya
oturmuyor, televizyon izlerken söylenmedikçe kanal değiştirmiyordu.
Nedeni sorulduğunda aklına bir sebep gelmediğini
ifade etti.
Duygusal ifadenin azalmasına içgörü azlığı, abuli ve empati
eksikliği eşlik etmektedir (Sözeri Varma ve ark. 2019).
Depresyonda apati “üzüntüsüz depresyon” olarak tanımlanmaktadır.
Bizim olgumuzda da kişi ağlıyor olmakla birlikte;
mimik ve jestleri oldukça künttü. Bu durumu kişi yine künt
bir ifadeyle içsel olarak sıkıntı hissetmediği anlarda dahi kendisini
ağlamaktan alıkoyamadığını anlatarak ifade etti.
Apati hâlen ciddiyeti anlaşılmayan ve depresyondan ayırt
etmesi güç bir belirti olup; nörogörüntüleme çalışmaları
Şekil 1. Olgunun Kranial MRG Görüntülemesi
145
Geliş Tarihi: 16.08.2020, Kabul Tarihi: 04.12.2020, Çevrimiçi Yayın Tarihi: 05.10.2021
1Uzm., Antalya Kepez Devlet Hastanesi, Psikiyatri AD., Antalya, 2Uzm., Ordu Üniv. Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Psikiyatri AD., Ordu.
ŞBN: https://orcid.org/0000-0002-7102-825X, MS: https://orcid.org/0000-0002-0562-0044
Dr. Şerif Bora Nazlı, e-posta: bosbora@yahoo.com
https://doi.org/10.5080/u25957
apatinin frontal-subkortikal döngülerdeki bozulmanın ve
ventromedial prefrontal korteks ve bazal ganglionlar arasında
varolan bağlantılardaki işlev bozukluğunun bir yansıması
olduğuna işaret etmektedir (Chase 2011). Yaşlılık depresyonu
olan 45 olgu ve 43 sağlıklı bireyle yapılan bir çalışmada (Yuen
2014), fronto-limbik gri ve beyaz cevher anormalliklerinin
apati ile ilişkili olduğu ve bu bozulmanın antidepresan tedavi
sonrasında da devam ettiği bildirilmiştir. Ayrıca Posterior
subgenual singulat ve unsinat fasikül’ün yapısal anormallikleri
üzerinde durulmuştur (Yuen ve ark. 2014).
Sunduğumuz olgu psikiyatrik bozukluklarda tanısal yaklaşımda
beyin görüntüleme yöntemlerinin önemini ve atipik
belirtilerin detaylandırılması gerektiğini vurgulamak için hazırlanmıştır.
Özellikle genç yaşta depresyon başvurularında
psikomotor retardasyon, konuşma akıcılığında azalma, stresör
olmadan ani başlayan içe kapanma sekonder depresyon
açısından klinisyenleri tetikte tutabilir. Saygılarımızla...
Şerif Bora Nazlı1, Muhammet Sevindik2
KAYNAKLAR
Chase TN (2011) Apathy in Neuropsychiatric Disease: Diagnosis,
Pathophysiology, and Treatment. Neurotox Res 19:266–78.
Chirchiglia D (2018) Pseudodepression as an anticipatory symptom of frontal
lobe brain tumors. Int J Depress Anxiety 1:007.
Huang J, Zeng C, Xiao J ve ark. (2017) Association between depression and
brain tumor: a systematic review and meta-analysis. Oncotarget 8:94932-
43.
Litofsky NS, Farace E, Anderson F ve ark. (2004) Depression in patients with
high-grade glioma: Results of the glioma outcomes project. Neurosurgery
54:358-67.
Madhusoodanan S, Ting MB, Farah T ve ark. (2015) Pyschiatric aspects of brain
tumors: A review. World J Psychiatry 5:273-85.
Moise D, Madhusoodanan S (2006) Psychiatric symptoms associated with brain
tumors: a clinical enigma. CNS Spectr 2006;11:28-31.
Oğuz N, Ilnem C, Yener F (2005) Beyin tümörlerin neden olduğu psikiyatrik
tablolar: iki olgu sunumu. Klinik Psikofarmakol Bülteni 15:18-21.
Hocaoğlu Ç ve Okumuş B (2018) Psikiyatrik Belirtiler ve Beyin Tümörü: Bir
Olgu Sunumu ve Kısa bir Gözden Geçirme. Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp
Fakültesi Dergisi 9:42–9.
Oreskovic NM, Strother CG, Zibners LM (2007) An unusual case of a central
nervous system tumor presenting as a chief complaint of depression.
Pediatric Emergency Care 23:486-8.
Rooney A, Carson A, Grant R (2011) Depression in cerebral glioma patients:
a systematic review of observational studies. J Natl Cancer Inst103:61–76.
Rouchell AM, Pounds R, Tierney JG (2002) Depression Textbook of
Consultation-Liaison Psychiatry, 2. Baskı, 1. Cilt, MG Wise, JR Rundell
(Ed), Washington DC American Psychiatric Publishing, Inc, s.307-38.
Özen SÖ, Hayriye ME (2004) Bedensel Hastalıklarda Depresyon. Klinik
Psikiyatri Ek 2:63-9.
Sözeri Varma G , Bingöl C , Topak O ve ark. (2019) Relationship of apathy with
depressive symptom severity and cognitive functions in geriatric depression.
Arch Neuropsychiatry 56:133−8.
Yuen GS, Gunning FM, Woods E ve ark. (2014) Neuroanatomical correlates of
apathy in late-life depression and antidepressant treatment response. J Affect
Disord 166:179–86.